| Çalışmanın Başlığı Title of the study |
: | Üniversite Öğrencilerinin Geriye Dönük Olarak Çocukluklarında Algılamış Oldukları Ebeveyn Kabul veya Reddinin Yetişkin Bağlanma Biçimleri ve Depresif Belirtiler İle İlişkisi The Relationship of University Students’ Retrospective Perceived Parental Acceptance Rejection Level During Their Childhood Period with Adult Attachment Styles and Depressive Symptoms |
| Araştırmacı/lar Researcher/s |
: | Esin Salahur |
| Yılı Year |
: | 2010 |
| Çalışmanın durumu Present status |
: | Tamamlandı Completed |
| Diğer Bilgiler Other info |
: | Yüksek Lisans Tezi Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Psikoloji Anabilim Dalı, Klinik Psikoloji Bilim Dalı, Danışman: Doç. Dr. Elif Kabakçı Master’s Degree Thesis Hacettepe University, Institute of Social Sciences, Discipline of Psychology, Clinical Psychology, Supervisor: Doç. Dr. Elif Kabakçı |
| İletişim Contact info |
: | esinsalahur@hotmail.com |
| Özet | : | |
| Bu çalışma üniversite öğrencilerinin çocukluklarında algıladıkları ebeveyn kabul veya red düzeyi, yetişkinlikteki bağlanma özellikleri ve depresif belirti düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla Hacettepe Üniversitesi’nde lisans düzeyinde okumakta olan 266 kişiye "Ebeveyn Kabul veya Red Ölçeği", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II" ve "Beck Depresyon Envanteri" uygulanmıştır. Yapılan t-testi, regresyon analizi ve aracı değişken (mediation) analizleri sonucunda, algılanan ebeveyn kabul veya red düzeyi, yetişkinlikteki bağlanma özellikleri ve depresif belirti düzeylerinde cinsiyetler arası bir farka rastlanmamıştır. Sadece erkeklerin babalarından algılamış olduğu ayrışmamış red düzeyi, kadınlardan daha yüksek bulunmuş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Ayrıca ebeveyn kabul veya red düzeyinin depresyonu yordadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte anneden algılanan toplam red düzeyi ile babadan algılanan ihmalin yetişkin bağlanma özelliklerinden hem kaygı hem de kaçınma boyutunu yordadığı bulunmuştur. Yetişkinlikteki bağlanma özellikleri ve depresyon arasındaki ilişkiye bakıldığında ise, yetişkin bağlanma özelliklerinden hem kaygı hem de kaçınma boyutunun depresyonu yordadığı tespit edilmiştir. Son olarak, algılanan ebeveyn kabul veya red düzeyi ile depresif belirti düzeyi arasındaki ilişkide yetişkin bağlanma özelliklerinden hem kaygı hem de kaçınma boyutunun aracı rolü olduğu gözlenmiştir. Bulgular ilgili literatürde yer alan sonuçları da büyük ölçüde desteklemiştir. |
||
| Summary | : | |
| This study aimed at examining the relationships among university students’ perceived parental acceptance-rejection level during their childhood period, adult attachment styles and depressive symptom levels. For this purpose, "Parental Acceptance-Rejection Inventory", "Experiences in Close Relationships Inventory-II", and "Beck Depression Inventory" had been administered to 266 Hacettepe University undergraduate students. The t-test, regression and mediation analysis revealed that there is no gender difference in perceived parental acceptance-rejection levels, adult attachment styles and depressive symptom levels. Only the level of perceived undifferentiated rejection by the father is significantly higher for males than females. Moreover, it’s seen that the level of parental acceptance rejection predicts depression. When the subscales of perceived parental rejection were examined one by one, it’s seen that aggression by the mother and total rejection level by the father predict depression. Besides, it’s seen that perceived total rejection level by the mother and perceived neglect by the father predict both avoidant and anxious dimensions of adult attachment styles. When the relationship between adult attachment styles and depression was examined, it’s seen that both avoidant and anxious dimensions of adult attachment styles predict depression. Last of all, it’s observed that both avoidant and anxious dimensions of adult attachment styles had a mediation role in the relationship between perceived parental acceptance level and depressive symptom level. The results had supported the findings of the related literature to a large extent. |
||